Dünya İklim Araştırması Programı bünyesinde çalışan araştırmacılar, uzun süredir kullanılan “8.5 senaryosunun” artık “makul” kabul edilmediğini belirtiyor. Söz konusu senaryo, yüzyılın sonuna kadar küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme kıyasla 4 ila 6 derece artacağını öngörüyordu.
Yeni değerlendirmelerde ise 2100 yılına kadar beklenen maksimum sıcaklık artışı 2,7 ila 4,5 derece arasında tahmin ediliyor.
Uzmanlara göre bu değişimin temel nedenleri arasında yenilenebilir enerji maliyetlerinin düşmesi, elektrikli araçların yaygınlaşması ve birçok ülkenin iklim politikalarına daha fazla ağırlık vermesi yer alıyor. Özellikle kömür gibi fosil yakıt kullanımının, en kötü senaryoda öngörüldüğü kadar hızlı artmaması dikkat çekiyor. İşte sizin için derlediğimiz beş soru ve 5 cevap:
1. Ne oldu?
Birleşmiş Milletler’in iklim çalışmalarında kullanılan en kötü küresel ısınma senaryosunun artık gerçekçi olmadığı açıklandı.
Dünya İklim Araştırması Programı bünyesinde çalışan bilim insanları, “8.5 senaryosu” olarak bilinen aşırı emisyon modelinin artık “makul” görülmediğini belirtti. Bu senaryo, dünya sıcaklığının 2100 yılına kadar sanayi öncesi döneme göre 4 ila 6 derece artacağını öngörüyordu.
Yeni tahminlerde ise sıcaklık artışının 2,7 ila 4,5 derece arasında kalabileceği ifade ediliyor.
2. Tahminler neden değişti?
Bilim insanlarına göre bunun en önemli nedeni yenilenebilir enerji teknolojilerindeki hızlı gelişme.
Güneş enerjisi, rüzgâr türbinleri ve elektrikli araçların maliyetlerinin düşmesiyle birlikte birçok ülke fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmaya başladı. Ayrıca hükümetlerin iklim politikalarına daha fazla ağırlık vermesi de emisyon artış hızını yavaşlattı.
En kötü senaryo, kömür gibi fosil yakıt kullanımının hızla artmaya devam edeceği varsayımına dayanıyordu. Ancak mevcut veriler bunun beklenenden daha düşük seviyede kaldığını gösteriyor.
3. Bu dünya için ne anlama geliyor?
Son yıllarda kamuoyunda sıkça dile getirilen bazı felaket senaryolarının gerçekleşme ihtimalinin bir miktar azaldığı değerlendiriliyor.
Daha önce yapılan bazı tahminlerde Güney Avrupa’da tarımın büyük ölçüde yapılamaz hale gelebileceği, çok sayıda bitki türünün yok olabileceği ve deniz seviyesinin iki metreye kadar yükselebileceği öne sürülüyordu.
4. Peki neden bu kadar karamsar senaryolar kullanıldı?
Uzmanlara göre iklim modellerinde en iyi ve en kötü ihtimallerin birlikte değerlendirilmesi bilimsel yaklaşımın bir parçası.
Hollanda Meteoroloji Enstitüsü’nde görev yapan Verheggen, kurumun her zaman Birleşmiş Milletler’in iklim paneli raporlarını temel aldığını söyledi. Ona göre amaç, gelecekte ortaya çıkabilecek tüm olasılıkları kamuoyuna göstermekti.
Verheggen, daha önce de gerçek tablonun iyimser ve kötümser senaryoların arasında bir yerde oluşmasının beklendiğini ifade etti.
5. Bu durumda artık endişeye gerek yok mu?
Bilim insanları bu soruya “hayır” yanıtını veriyor.
Çünkü uzmanlara göre en iyimser iklim senaryoları da artık ulaşılması zor hedefler haline geldi. Paris İklim Anlaşması kapsamında ülkeler küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmayı hedefliyordu.
Ancak dünya genelindeki sıcaklık artışı şimdiden yaklaşık 1,4 dereceye ulaştı ve bu sınırın geçici olarak aşılacağı öngörülüyor.
Uzmanlar, 1,5 derecenin üzerinde buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi ve iklim sistemindeki kritik eşiklerin tetiklenmesi riskinin arttığı uyarısında bulunuyor. Ayrıca bazı dünya liderlerinin emisyon azaltımını öncelik olmaktan çıkarmasının da süreci zorlaştırabileceği belirtiliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: