Hollanda’da 16 ila 75 yaş arasındaki yaklaşık 3 milyon kişi, okuma, yazma ve/veya temel matematik becerilerinde zorlanıyor. Bu da ülkede her beş kişiden birinin düşük okuryazarlık kapsamında yer aldığı anlamına geliyor.
Bir kişi, yetişkinlikte okuma, yazma ya da hesaplama konusunda günlük yaşamı sürdürecek düzeyde beceriye sahip değilse “düşük okuryazar” olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman sınırlı dijital becerilerle de birlikte görülüyor. Bilgisayar veya akıllı telefon kullanmak, çevrim içi formları doldurmak ya da dijital hizmetlerden yararlanmak bu kişiler için zor olabiliyor.
Uzmanlara göre düşük okuryazarlık, bireylerin hayatını doğrudan etkiliyor. Bu kişiler iş bulmakta daha fazla zorlanabiliyor, mevcut işlerinde ilerleme şansları azalıyor ve para yönetimi gibi konularda daha kırılgan hâle gelebiliyor.
Düşük okuryazarlık, okuma yazma bilmemekle aynı anlama gelmiyor. Bu kapsamdaki yetişkinler harfleri tanıyabiliyor ve temel düzeyde okuyup yazabiliyor; ancak bu beceriler, toplumun sunduğu imkânlara tam anlamıyla katılmak için yeterli seviyede olmuyor.
Yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, düşük okuryazarlığın yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik sonuçları olan bir mesele olduğuna dikkat çekiyor. Eğitim, iş gücü piyasası ve dijitalleşmenin hızlandığı bir dönemde, bu alandaki eşitsizliklerin giderilmesinin giderek daha büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: