1960’lı yıllarda işçi olarak Hollanda’ya gelen ilk Türk kuşağının ardından, ülkedeki Türk toplumu için önemli bir eşik daha aşıldı. Yeni nesil Türkler arasında ev sahibi olma oranı yüzde 50’nin üzerine çıktı. Son verilere göre bu oran yüzde 52,4'e ulaştı. Bu gelişme, Hollanda’daki Türklerin sosyo-ekonomik konumunda yaşanan dönüşümün somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Hollanda’ya göç eden ilk Türkler, ağırlıklı olarak sanayi ve ağır işlerde çalışmak üzere “misafir işçi” statüsüyle ülkeye gelmişti. Uzun yıllar boyunca kiralık konutlarda yaşayan bu kuşağın çocukları ve torunları ise bugün daha yüksek eğitim seviyeleri, istikrarlı gelirleri ve artan toplumsal katılımlarıyla dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre ev sahipliğindeki artış, yalnızca bireysel ekonomik güçlenmeyi değil, aynı zamanda Hollanda’ya kalıcı aidiyet duygusunu da yansıtıyor. Özellikle büyük şehirler ve çevresindeki banliyölerde Türk kökenli genç ailelerin konut satın alma eğiliminde belirgin bir yükseliş görülüyor.
Bununla birlikte konut piyasasındaki genel sıkışıklık, artan fiyatlar ve yüksek faiz oranları hâlâ önemli engeller arasında yer alıyor. Buna rağmen, yeni nesil Türklerin bu zorlu piyasada ev sahibi olabilmesi, önceki kuşaklara kıyasla daha güçlü bir başlangıç noktasına sahip olduklarını ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, bu tabloyu “entegrasyonun ekonomik ayağında önemli bir eşik” olarak tanımlıyor. Ev sahibi olma oranındaki artışın, eğitim, girişimcilik ve yerel siyasete katılım gibi alanlarda da benzer eğilimlerle paralel ilerlediğine dikkat çekiliyor.
Hollanda’daki Türk toplumu için bu gelişme, 60 yılı aşkın göç tarihinin ardından, geçicilikten kalıcılığa uzanan yolculukta yeni bir sayfa olarak görülüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: