Avrupa Birliği’nin (AB) uzun süredir tartışılan yeni Göç ve İltica Anlaşması, bu yaz itibarıyla yürürlüğe giriyor. Yeni düzenlemelerle birlikte AB ülkelerinde iltica prosedürlerinin büyük ölçüde ortaklaştırılması hedeflenirken, özellikle sınır kontrolleri ve başvuru süreçlerinde önemli değişiklikler kapıda. Uzmanlara göre sistem “bir gecede her şeyi değiştirmeyecek”, ancak uygulamada hissedilir bir sıkılaşma yaşanacak.
Ülkede uzmanlar, yeni düzenlemelerin Hollanda ve Avrupa için ne anlama geldiğini değerlendirdi.
SINIRDA YENİ DÖNEM: BAŞVURU SAHİPLERİ DAHA UZUN SÜRE BEKLEYECEK
Yeni anlaşmanın en önemli değişikliklerinden biri Avrupa’nın dış sınırlarında uygulanacak kapalı sınır prosedürü olacak. Buna göre Avrupa’ya iltica başvurusu yapmak isteyen kişiler, artık sınırda kapalı merkezlerde tutulacak.
Uzmanlara göre ilk aşamada başvuru sahipleri kimlik tespiti için yaklaşık bir hafta süreyle bu merkezlerde kalacak. Ardından iltica süreci ve gerekirse geri gönderme işlemleri yine aynı noktada yürütülecek.
Bu uygulamanın en önemli sonucu ise Avrupa’ya girdikten sonra başka bir ülkeye geçişin zorlaşması olacak. Böylece örneğin bir kişinin Bulgaristan üzerinden giriş yaptıktan sonra Hollanda’ya ilerlemesi artık daha güç hale gelecek.
“SIKIŞTIRMA VAR AMA KÖKLÜ DEĞİŞİM YOK”
Uzmanlar yeni düzenlemelerin “tam anlamıyla bir sistem değişikliği” olmadığını vurguluyor. Ancak özellikle düşük kabul ihtimali bulunan başvurular için süreçlerin hızlandırılması dikkat çekiyor.
Yeni sistemle birlikte güvenli ülkelerden gelen başvurular daha kısa sürede sonuçlandırılacak. Böylece iltica prosedürünün “uzun süre Avrupa’da kalma yolu olarak kullanılmasının” önüne geçilmesi hedefleniyor.
HOLLANDA UYGULAMAYA GEÇMEK ZORUNDA
Avrupa Birliği düzenlemeleri kapsamında Hollanda’nın yeni sistemi uygulaması zorunlu olacak. Bu doğrultuda Hollanda Parlamentosu da gerekli uyum yasasını kabul etti.
Uzmanlara göre uygulamada bazı alanlarda ülkelere esneklik tanınıyor. Örneğin:
- yabancıların gözetim altında tutulma süresi
- hukuki yardımın kapsamı
- sınır merkezlerinin işleyişi
gibi konularda Hollanda kendi uygulama modelini belirleyebilecek.
Öte yandan hükümetin Avrupa düzenlemelerine ek olarak aile birleşimi ve oturum statülerinde daha sıkı ulusal önlemler hazırladığı da belirtiliyor.
ÇOCUKLAR İÇİN TARTIŞMALI MADDE
Yeni sistemin en çok eleştirilen başlıklarından biri ise çocukların sınır merkezlerinde tutulabilme ihtimali oldu. Uzmanlar bunun çocuk hakları ve özgürlük hakkı açısından tartışmalı bir alan oluşturduğunu söylüyor.
Avrupa Temel Haklar Şartı yürürlükte kalmaya devam edecek. Hollanda’da ise İnsan Hakları Enstitüsü’nün sınır merkezlerini denetleme görevi üstleneceği ifade ediliyor.
“GERÇEK MÜLTECİ – ŞANS DÜŞÜK BAŞVURU” AYRIMI KOLAYLAŞACAK
Yeni düzenlemelerle birlikte iltica başvurularının daha hızlı sınıflandırılması hedefleniyor. Uzmanlar “gerçek mülteci – ekonomik göçmen” ayrımı yerine “kabul ihtimali yüksek ve düşük başvurular” ayrımının daha doğru olduğunu vurguluyor.
Yeni sistem sayesinde kabul ihtimali düşük başvuruların daha kısa sürede reddedilmesi planlanıyor. Böylece iltica sürecinin cazibesinin azaltılması amaçlanıyor.
DAYANIŞMA MEKANİZMASI: HOLLANDA “PARA ÖDEMEYİ” SEÇTİ
Yeni göç anlaşmasının dikkat çeken bir diğer unsuru ise AB dayanışma mekanizması oldu. Buna göre Yunanistan ve İtalya gibi yoğun göç alan ülkeler diğer üyeler tarafından desteklenecek.
Destek üç şekilde sağlanabilecek:
- mali katkı
- başvuru sahiplerini paylaşma
- personel ve teknik destek gönderme
Hollanda ise şimdilik mali katkı yöntemini tercih edeceğini açıkladı. Buna göre ülke, her başvuru sahibi için yaklaşık 20 bin euro ödeme yaparak yük paylaşımına katılacak.
SIĞINMA BAŞVURULARI AVRUPA DIŞINDA DA DEĞERLENDİRİLEBİLİR
Yeni anlaşma, iltica başvurularının Avrupa dışındaki ülkelerde değerlendirilmesinin de önünü açıyor. Uzmanlara göre İtalya’nın Arnavutluk modeli bu alanda örnek olabilir.
Ancak hangi ülkelerle anlaşma yapılacağı ve güvenli ülke kriterlerinin nasıl uygulanacağı henüz netlik kazanmış değil.
BAŞARI ANAHTARI: UYGULAMA
Uzmanlara göre göç anlaşmasının başarısı yalnızca yasal düzenlemelere değil, uygulamaya bağlı olacak. Özellikle sınır ülkelerinde sistemin düzgün işlemesi kritik önem taşıyor.
Avrupa genelinde koordinasyon sağlanamazsa yeni sistemin beklenen sonucu vermeyebileceği ifade ediliyor. Buna rağmen uzmanlar, ortak hareket edilmesi halinde anlaşmanın Avrupa göç politikasında yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini belirtiyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: